Küresel Medya Tekeli ve Türkiye’ye Yönelik Dezenformasyon – Aykut Baş

Küresel Medya Tekeli ve Türkiye’ye Yönelik Dezenformasyon – Aykut Baş

Barış Pınarı Harekatı ile birlikte Küresel Medya’nın tekelleşmesinin ne gibi sonuçlar doğuracağı açıkça görüldü.

Tüketim ekonomisi modeli ile her geçen gün daha fazla üretim ve daha fazla tüketim ihtiyacının artması ile birlikte üretilenlerin küresel anlamda pazarlanması ve sömürü odaklı bu sistemin çıkarları doğrultusunda halk kitlelerinin yönlendirilmesi amacı ile medya sektörü önemli bir propaganda ve dezenformasyon aracı olarak ön plana çıkmakta.

Barış Pınarı Harekatı ile birlikte küresel medya tekelinin operasyonu, yabancı toplumlara özellikle Avrupa ve Amerika toplumuna Türkler ve Kürtler’in savaşı şeklinde yansıtma amacında olması ve dezenformatik bilgiyi bolca kullanması, bu bölgelerde bulunan toplumlarda istenilen algının inşa edilmesini sağlamakta ve neticede devletlerin politik adımlarının zemin dayanağı oluşturulmakta.

ABD merkezli şirketler tarafından, operasyonun ilk anlarından itibaren Türkiye dışına yönelik olarak yabacı dillerde, Türkiye’nin haklı operasyon gerekçelerini yayınlayan hesapların kısıtlanması ve kapatılması yolu ile doğru bilgi baskılanırken, dezenformasyona dayalı yanlış bilgi içeren paylaşımların yayıldığı hesapların ilgili platformlarca kısıtlanmalara maruz kalmadan serbestçe dolaşıma sokulması, ülkemizin bilişim alanında acil adımlar atarak uluslararası toplumlara ulaşabilmek için yeni güç olan “interneti” yönlendirebilecek potansiyele sahip küresel aktörleri ortaya çıkartması gerekliliğinin bir kez daha gözler önüne serilmesine vesile oldu.

Avrupa’da medyanın tamamının propagandist bir yaklaşımla verdikleri bilgiler Hükumetlerin politik olarak terör unsurlarının yanında yer almasının meşrulaştırılması ve bu kararların toplum nezdinde kabul görmesi için ciddi ve yoğun bir şekilde sunulmakta.

74 Kıbrıs barış harekatında Türkiye’ye yönelik durdurma girişimlerinin netice vermemesi sonrası başta ABD olmak üzere Avrupa ülkelerinin Türkiye’ye yönelik ambargo kartını çekmesi girişimi Barış Pınarı Harekatı ile birlikte yeniden devreye sokuldu. Ambargo kararlarının alınması için medya önemli bir misyonu üstlenerek zemin inşasında görev alıyor.

Avrupa ve ABD medyası tarafından haberin gerçekliğinin inşası süreci tamamen politize bir sansür ve baskıya uğramakta ve bunun sonucu olarak terör örgütü ve yaptıkları görmezden gelinerek Türkiye baskı altına alınmaya çalışılmaktadır.

Ne yazık ki Türk medyası ve alternatif medya kaynakları doğru bilginin yayılması için gereken güce sahip değiller ve ulaşabildikleri kısıtlı kitleye de Türkiye’nin haklı müdafaasını anlatma kabiliyetinden yoksunlar. Operasyon başlamadan önce zemin inşası görevini üstlenerek Dünya’ya Türkiye’nin müdafaa hakkını duyurmaları gerekirken. Bizim medyamız dışarıya karşı kör kalmış ve operasyonun başlaması ile birlikte bu körlüğün neticelerinin ortaya çıkması ile birlikte medyamız dışarıya yönelik gözlerini açmak istemiş olsada ne yazık ki operasyonun 6. Gününe gelinmiş olmasına rağmen gerekli bilgi akışı etkili bir şekilde halen sağlanamamakta.

Sahada elde edilen kazanımlar ne üzücüdür ki küresel anlamda güçlü bir medya propagandası ile meşrulaştırılamadığı için haliyle egemen medyanın pompaladığı işgal dezenformasyonu rüzgarı Dünya genelinde başarıyla esiyor.

Bu süreçte ülkemiz güçlü bir alternatif medya aracının ortaya çıkması için medya lobisi yaparak egemen medya içerisinde yer edinmiş yabancı bireyleri devşirmelidir.

Yıllardır ülkemize yönelik uygulanan “Kuş Yumurtası Üretme” taktiği ülkemiz tarafından özellikle Batı dünyasına yönelik olarak uygulanmalıdır

admin

Bir Cevap Yazın