Mehmedimin Sırtında Müttefikin Kurşunu

Geçtiğimiz günlerde Hakkari Şemdinli’den gelen acı bir haberle yıkıldık. 6 asker ve 2 korucumuz şehit oldu.

Yaklaşık 30 yıldır terör örgütü PKK ile mücadele ediyoruz. Bu kalleş örgüt yüzünden binlerce gencimiz şehit oldu. 30 yıla yakındır mücadele ettiğimiz ancak öldür öldür, parasına el koy koy bitiremediğimiz bu terör örgütünün arkasında kim var? Hiç şüphesiz en başta ABD, sonrasında İran,, Almanya, Fransa ve Rusya şeklinde bu liste uzayıp gidiyor.

ABD’nin Ortadoğu’daki Askeri Gücü PKK

Irak savaşı , Afganistan savaşı gibi savaşlarda bizzat kendi askeri gücü ile bu ülkelere müdahalede bulunan ABD, gerçekleştirdiği savaşlarda büyük zayiaatlar verdi. Bu zayiatların artması demek ABD halkı tarafından hükumete doğrudan baskı artışı demek oluyordu. Bu durum neticesinde ABD yeni bir sisteme geçerek maşa kullanımına yöneldi. Hem daha az para harcıyor hem bizzat doğrudan kendisi zayiat vermiyor.

ABD’nin Ortadoğu maşası ise kuşkusuz PKK terör örgütüdür. Tam istenildiği gibi Türkiye , İran , Irak ve Suriye dörtgenin de petrol sahalarının bulunduğu tüm noktalarda konuşlandırılmış bir örgüt. Kısaca ABD’nin Ortadoğu’da ki petrolün üzerindeki eli PKK, işte bu nedenle olabildiğince besliyor terör örgütünü ve örgütlerini evet ABD’nin ortadoğu maşasaı sadece PKK değil. PKK alternatifleri de ABD’nin eli altında hazırda bekliyor.

İşte böyle bir ortamda

Amerika Birleşik devletleri müttefikimiz olarak görünse de yıllarca el altından terör örgütünü destekledi. Günümüzde ise alenen terör örgütü PKK’yı desteklemekten geri durmuyor.

Son yıllarda hızla sözde bölünme yaşayan PKK terör örgütü, uluslararası alanda kendini meşrulaştırma çalışmalarına girişti. Eskiden tek bir isimle tek bir örgüt olarak nitelediğimiz PKK, bu günlerde sayısız kol ve isime büründü ve ne yazık ki bizim basınımız ve siyasilerimiz de örgütün bölünme ve farklılaşma adımlarına istemeden de olsa ortak oldular.

Nasıl mı?

Örgüt kendine Suriye’de önce PYD dedi. Basınımız ve siyasilerimizde bu terimin üstüne hemen atladılar. Örgütün kendine verdiği adı kullanma yanlışına düşüldü ve sonuç olarak sözde Müttefikimiz ABD’nin çıkarlarına uygun düşen bir yola bilmeden ve istemeden de olsa girilmiş oldu. 30 Yıllık PKK Suriye’ye girince önce PYD oldu . Daha sonra sözde silahlı kanat adıyla YPG ismi ortaya atıldı. Böylelikle PYD ismi sanki bir siyasi oluşummuş gibi ortaya çıkartıldı. En çok üzüldüğüm nokta ise bu teröristler kendilerine ne isim verse önce bizim basınımız bunu manşetlere taşıyor bu ismi kullanıyor. Daha sonrası basından etkilenen siyasilerde bu isimleri telaffuz etmeye başlıyorlar.

Aylardır yazılarımda PYD konusu geçtiğinde yaptığım şey asıl örgüt ismi olan PKK’yı kullanarak PYD kelimesinin meşrulaştırmamak için çaba harcamak oldu. Zira herşey apaçık ortadaydı. Önce isimler değişti. İsimler değişti çünkü uluslararası alanda PKK terör örgütü olarak tanınmış bu nedenle de bu örgüte silah ve maddi yardım sağlanırken bazı güçlükler yaşanıyordu. Bu güçlükleri ortadan kaldırmak ve yapılan tüm destekleri meşru bir zemin üstüne inşa etmek için yaklaşık 3 yıllık bir plan kurgulanıp sahneye kondu. En vahimi de bu plan başarıya ulaştı.

Önce uluslararası arenada PKK/PYD’nin meşru olarak tanınması ve Suriye’deki savaşta bir taraf olarak ortaya çıkması sağlandı. Bu oyunun farkına biz çok sonraları ilk meşrulaştırma girişimleri sonucunda uyandık ve ne yazık ki artık atı alan Üsküdarı geçmişti.

Sonraları ne kadar PYD = PKK’dır desek de ne yazık ki bu söylemimiz pek başarılı olmadı. Ancak bu söylemimizin başarıya ulaşabileceği korkusu ile ABD PKK/PYD’de bir isim değişikliğine daha gidip sözde SDG’yi kurdu.

Sonrası malum son kayıtlara göre 1200 tır yardım yapıldı. ABD özel kuvvet askerleri teröristlere doğrudan eğitim vermeye başladı. Terör örgütünün eline son teknoloji silahlar tutuşturulup bak cici kardeş bunu bur da kullan Türkiye’ye çevirme tamam mı dendi. YERSEN

Birde dalga geçercesine Türkiye’ye bak biz bu silahları veriyoruz bu teröristlere dercesine Türkiye’ye silah listeleri teslim edildi. Kısaca ABD Türkiye’ye karşı terör örgütünü desteklediğini artık alenen ilan ediyordu.

PEKİ BİZ NE YAPTIK?

Arkamızı Rusya’ya yasladık. Daha doğrusu Rusya ile ABD düşmanlığı zemininde buluşup bir olma gayreti içine düştük. Sıcak denizlere inme hayali olan Ruslar da tabi ki bizim bu yaklaşımımızı bir fırsat bilip ilişkileri güçlendirmeyi tercih ettiler. Ortadoğu’da ABD hükümranlığına karşı güçlü bir Türkiye müttefiki fikrine sıkı sıkıya sarıldılar.

ABD’nin kabusu olabilecek bu sıkı ilişki sarmalı herkesin malumu olan büyük elçi suikastı ile baltalanmak ve Ortadoğu’da arkasına daha doğrusu yanına bir diğer kutubun gücünü alamamış yalnız kalmış bir Türkiye hamleleri ile başarılmak istendi.

VE SON BÖLÜM

Hakkari’de 8 aslanımızı şehit verdik ABD’nin tasmalılarına ABD’nin tasmalıları diyorum çünkü askerlerimizi şehit eden silahlar da kurşunlarda el bombaları roketler de hepsi tamamen %100 Amerikan malı. Yani askerimiz bizim sözde müttefik dediğimiz ülkenin teröristlerin eline tutuşturduğu silahlar ile şehit edildi. Bu ne ilk di nede son olacak.

ABD Terör Örgütünün ambarına silah yığmaya davam ediyor. Biz ise buna karşı çıkmaya ve savaşmaya devam ediyoruz.

Çoğu yazımda belirttiğim gibi 3. Cihan Harbindeyiz ve savaş her gecen gün biraz daha hırçınlaşıyor. Sayın Cumhurbaşkanımızın ABD menşeili silahları artık kullanmayacağız çıkışı aslında önemli bir hamle ve önemli bir mesaj içeriyor. Benim askerimi polisimi şehit eden teröristin elinde de ABD silahı var benim askerim polisimin elinde de aynı yada benzeri silahlar var. Resmen oyun oynayıp birde dalga geçiyorlar. İşte bu gülünç duruma karşı bir çıkıştır sayın Cumhurbaşkanımızın çıkışı.

İlerleyen günlerde yeni gelişmeler ve hamleler ile neler yaşanacağını göreceğiz.

SÜRÇ’İ LİSAN ETTİM İSE AFFALO